Tesadüf dediğin şeyin anlamlı
olduğuna inanırım. Sen inanmayabilirsin tabi.
Neden dersen; aslında tesadüf
dediğin şeyin mesaj olduğu, sen görmeye hazır olduğunda fark ettiğin için adı
tesadüf. Doğru yer de doğru zamanda karşılaşmak gibi.
Ali’i bu hafta kariyer gelişimi
için bir eğitime katıldı. Bu vesile ile duygusal zeka seviyem hakkında düşünmeye
başladım. İnternetten bir iki test yaptım, bildiğin kötü çıktı.
Şu an acayip kafam karışık sayın
okuyucu. Soru basit, kendini tanıyor musun?
Hm, kısmen.
Öz güvenli bir insan olduğumu
düşünürdüm. Hatta 2010 sonrasında öz güvenimin azaldığını, doğum sonrası dibe
vurduğunu iddia edip Ali’ye bok atardım.
Pazar günü 2004 yılında bana
yazılmış bir not okudum. Yazan kişi kendime güvenmediğimi, ah güvensem neler
yapabileceğimi yazmıştı. Eyvahlar olsun not tam 13 yıl önceye ait. Attığım tüm
bokların içine gömüldüm. Zaten yokmuş ki? Ne zaman kayboldu ya da hayatım
boyunca hiç oldu mu?
Bu yazı ile takkeyi önüme alıp, düşünme
zamanı. Biraz çocukluğuma dönsem hücceden boğulur muyum? Ha,okuyucu?
Sed.