kırılıyorum..
inceden inceden..
haberin yok.
dip not: geceden kalma da değildim..!
veni vidi veci
3 Kasım 2017 Cuma
23 Ekim 2017 Pazartesi
sabit.
aynı şeyi yapıp, farklı sonuç bekleyen* ben.
içindeki fettanı uyandırmadığın sürece ağlama.
hem boşuna mı demişler,kendi düşen ağlamaz.
ağlama,gül.
bir de bazen koyver gitsin ya.bu kadar ciddiye alma şu insanları. hele de insanlıklarından şüpheliysen!
* bu da kocamın bana son zamanlarda durman kurduğu kişisel gelişim şeysi. bir değişse bakış açısı.yine mi çiçek yine mi güzeliz moduna geçeceğim.
içindeki fettanı uyandırmadığın sürece ağlama.
hem boşuna mı demişler,kendi düşen ağlamaz.
ağlama,gül.
bir de bazen koyver gitsin ya.bu kadar ciddiye alma şu insanları. hele de insanlıklarından şüpheliysen!
* bu da kocamın bana son zamanlarda durman kurduğu kişisel gelişim şeysi. bir değişse bakış açısı.yine mi çiçek yine mi güzeliz moduna geçeceğim.
puslu
Anlaşalım.
İçindeki ses
dinmeden aşk hakkında yazamayacaksın.
Her başladığında
yazmaya aklın havalanıyor. Eski defterleri açıp, karaları bağlıyorsun ya da
kendini şeker komasına sokmaya çalışıyorsun. Neresinden bakarsan bak hastalıklı
haldesin. Güzel anlar varken neden cımbızla çektiğin acı dolu geçmişe
saplanıyorsun? Neden her daim kızgın ya da kırgın olduğun insanlar var?
Sevgilin, annen, sevgilinin ablası, arkadaşın, komşun, yöneticin… Bu kadar
kolay mı kırılıp, dökülmek? Kıran döken kim bir kere? Hiç sordun mu kendine? Zat-a
ailelerinin senin için anlamı nedir.
Bir dur nefes al
lütfen. Zira içerideki sen yoruldu. Dengesini yitirdi.
Sed.
20 Temmuz 2017 Perşembe
tesadüf.
Tesadüf dediğin şeyin anlamlı
olduğuna inanırım. Sen inanmayabilirsin tabi.
Neden dersen; aslında tesadüf
dediğin şeyin mesaj olduğu, sen görmeye hazır olduğunda fark ettiğin için adı
tesadüf. Doğru yer de doğru zamanda karşılaşmak gibi.
Ali’i bu hafta kariyer gelişimi
için bir eğitime katıldı. Bu vesile ile duygusal zeka seviyem hakkında düşünmeye
başladım. İnternetten bir iki test yaptım, bildiğin kötü çıktı.
Şu an acayip kafam karışık sayın
okuyucu. Soru basit, kendini tanıyor musun?
Hm, kısmen.
Öz güvenli bir insan olduğumu
düşünürdüm. Hatta 2010 sonrasında öz güvenimin azaldığını, doğum sonrası dibe
vurduğunu iddia edip Ali’ye bok atardım.
Pazar günü 2004 yılında bana
yazılmış bir not okudum. Yazan kişi kendime güvenmediğimi, ah güvensem neler
yapabileceğimi yazmıştı. Eyvahlar olsun not tam 13 yıl önceye ait. Attığım tüm
bokların içine gömüldüm. Zaten yokmuş ki? Ne zaman kayboldu ya da hayatım
boyunca hiç oldu mu?
Bu yazı ile takkeyi önüme alıp, düşünme
zamanı. Biraz çocukluğuma dönsem hücceden boğulur muyum? Ha,okuyucu?
Sed.
7 Nisan 2017 Cuma
Çocukluğuma Dokunma
Sayın Okuyucu şimdi yazacaklarımı psikopatlık olarak
düşünebilirsin. Üzgünüm; ama umurumda değil.
Ben kelimelerin gücüne inanırım. Kelimelerin bizi farkında
olmadan nasıl şekillendirdiğine, yoğurduğuna inanırım.
Sabah evden çıkmadan önce geçen bir diyalog paylaşacağım.
Sahne:
Anne işe gider
Mekan:
Salon
Oyuncular:
Anne, 21 aylık çocuk ve bakıcı
Çocuk:
Anne, otur.
Anne:
Bebeğim işe gideceğim. Akşam geleceğim ve tatil başlayacak.
Çocuk:
Araba oyna anne.
Anne:
Şimdi gidiyorum canım sen abla ile oyna akşam gelince beraber oynayacağız.
Çocuk:
Ağlar.
Bakıcı:
Caan, biz dün ne konuştuk. Sen artık büyüdün, kocaman oldun. Ağlamak yok, olmaz.
Anne:
Delirir!
evet, anne delirir! Büyüdün ne demek Allah aşkına? Can
henüz 21 aylık. Ve biz duygularını bastırmaya çalışıyoruz. Çocuk kendini,
mutsuzluğunu ifade ediyor. Büyüdü(!) diye paylaşmasın mı? Yazarken bile
hiddetleniyorum.
Bu çocuk ağlamak ne bilmeli. Ağlayıp, susmayı da. İçini
dökmeyi de, üzülmeyi de, mutlu olmayı da. El kadar çocuğu şimdiden büyüdün diye
kalıba sokmak nedir. Yıllar boyu sıkışıp, kalsın, kendini ifade edemeyen biri
olsun diye mi? Kusura bakma, kim olursan ol affetmem. Ha diyeceksin ki, evdeki
bakıcıya diş geçirirsin. Ya sokaktakine? Yetişebildiğim her yere uzatacağım
elimi kolumu, bacağımı! Olmadı konuşacağım saatlerce. Farkında olsun.
Kelimelerin gücünü kullanacağım. Sadece kelimeler yetmez duruşumuzla da göstereceğim.
Kendi elimden alınmış çocukluğuma bakıyorum da. Ne
zalimsiniz demek istiyorum.
Bunca yıl, sizin ağzınızdan gelişi güzel çıkıvermiş sözler
yüzünden yaralarımı sarmak zorunda kaldım. Şanslıydım ki, biri geldi ve sarıyor
yaralarımı. Sen olmasan ben böyle nazlanabilir miydim?
Hayat malumunuz. Çok küçük yaşta babam vefat etti.
Kaybettim kelimesini sevmiyorum. O başka yazının konusu. Sokakta sek sek
oynarken bi anda dünyanın en “olgun” çocuğu oldum. Hayat şartları zorlaştı mı?
Evet. Sindirmesi kolay mıydı? Hayır. Çocuk kalabildim mi? Hayır. Büyümem
gerekti. Sağ olsun eş dost yardım etti kelimeleriyle. Ah, Seda’da ne hanım
kızdır. Yavrum çok olgundur. Maşallah. Hay eşşekler kovalasın sizi. Başlarda
anlamadım. Doğru yoldayım sanıyordum. Ne zamanki yaşıtlarımın dertlerine
baktım..Ben ağırlıktan molla olmak üzereyken, kız burnunda çıkan sivilcenin
tasasından yataklara düşmüş. Ben aman bunca derdin üzerine bir de ben dert
olmayayım derken, kız aileyi dertleriyle eksenine almış döndürüyor. Bunların
anne ve babasının hayatta olması ya da para ile yakından uzaktan ilişkisi yok.
Hepsi kelimeler. Ağzım var diye konuşanlar.
Yanlışı fark ettiğimde okuyucu, en büyük yanlışı yine ben
yaptım. Hayatımın en rezil anıydı, kimilerine göre! Bedelini de kendim ödedim,
zahmetine de kendim katlandım. Aynı ağızlar beni başarımla tekrar konuşmaya
başladılar. Sen, hayırdır? Ödeştik.
Hadi ben kendi adıma hakkımı helal ettim. Oğluma yaparlarsa
hak, hukuk tanımam yolarım!
Nefes aldığım sürece, sen özgür ruhlu bir çocuk olacaksın.
Ne istediğini bilen, ne hissettiğini anlatan.
Bu bir anne sözüdür.
4 Nisan 2017 Salı
16 Mart 2017 Perşembe
kendi halimde.
Handem “yeni keşfettim bu şarkıyı bakalım sevecek
misin?” diyerek yolladı.
Kararsızım. Önce
şarkıyı mı dinletsem? Yoksa yazıp, üzerine mi dinletsem şarkıyı?
En iyisi Okuyucu
sen karar ver..
Ben yazarken
dinliyorum mesela.
Hiçbirinize değil kırgınlığım, dargınlığım
Hiçbir kadına değil yorgunluğum, yalnızlığım
Kendi halimde bir derdim var
Nasıl anlatsam kibar kibar
Duymaz sağır, uydur bağır
Hani son döneme
dair bir şarkı besteleyebilecek olsam.. Olsam, tam da bu cümleler ile
anlatırmışım.
“Hiçbirinize
değil kırgınlığım, dargınlığım.” Dön dolaş yine benim derdim kendimle. Kırgınlık,
kızgınlık bir yana. “Kendi halimde bi derdim var.” Kibar kibar anlatmaya
çalıştım. Ne var ki kibar olduğum için eleştiriliyor, bu bir zayıflıkmış gibi
gösterilmeye çalışılıyor.
İnce düşünmek
bir meziyet değilmiş. O kadar ki karşımdakinin çok ince düşünüyorsun cümlesinin
aslında “ben senin kadar ince düşünmüyorum, sende düşünme” mesajı ilettiğini anlayamayacak
kadar ince düşünüyorum. Bana göre böyle düşünebilmesi incelik değil, bas baya
odunluk.
Yanlış öğretmişler,
eyvahlar olsun kandırılmışım! Doğrusu nedir onu da bilmiyorum. Karşımdakini
yontacak gücüm de olmadığına göre sanırım, en iyisi kendim gibi kalıp, sessiz
kalmak. “Duymaz sağır, uydur bağır. ”
“Kendi başıma
değil, sarhoşluğum baygınlığım” . Sarhoş olunacaksa Okuyucu; ancak koca ile
olunur. Şimdilerde de öyle. Bir baygınlık. Bir sarhoşluk. Hep bu incelikler
yüzünden. Sabahın seherinde 43 dakika
kesintisiz anlattı. Susup, dinlemek; dinleyip, sindirmek istediğim cümleler
kurdu. Cümlelerin sonunda şarkı kulağımda yürüdüm. Ilık bir düşünce seli.. Önce
kendine ince düşünmek gerekiyor. gerekiyor-muş. Kendime döndükçe, arkamda kalan
siluetler hafifletecek ruhumu. Terazinin kefesi kendime doğru yol alacak. Bunun
da hiç ince bir davranış olmadığını düşünsem bile kılıfım hazır. Her sabah
gözümü açtığımda duvar da yazan cümleler benim kılavuzum.
“Susmak bazen
asalet, bazen nezakettir,
Hele de
incitmekten korkuyorsan sevdiklerini,
Susmak o zaman
ebedi zerafettir...”
Ukalalık etmek
istemem Okuyucu; ama ben insanlara karşı düşünceli ve nazik bir insanım. Asıl mesele, bu tavrımı herkese karşı
korumam. Sevdikleri ayırmak lazım yoksa “Duymaz sağır, uydur bağır”.
Sed.
Dip not: “İyiler
her zaman kazanır Okuyucu! Kulağına küpe, eline sopa olsun.” diyerek cümlemi
bitirmiştim. Yazıyı tekrar okurken ne kadar kibar yazmışım dedim. Affedersin
terbiyemi bozacağım; ama tüm bunlar “seveni s**kerler s**keni severler” teorisinden!
Şarkı bitince
oldu sanırım bu tavır. Şişşt yoksa bu adamın ses tonu ile gider yapmak zor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
